Film İncelemesi III: Esaretin Bedeli

Özgün Ad: The Shawshank Redemption
Yönetmen: Frank Darabont
Oyuncular: Tim Robbins, Morgan Freeman, Bob Gunton
IMDb (Puan/Sıra): 9,3/#1
Başarılar: 19 ödül, 7’si Oscar olmak üzere 30 adaylık

1982 yılında Stephen King’in kaleme aldığı Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption), 1994 yılında Frank Darabont’un yönetmenliğinde aynı isimle filme uyarlandı. Oldukça rağbet gören film, en saygın film değerlendirme sitesi IMDb’de kullanıcıların oylarıyla kendine ilk sırada yer buldu. Ancak tüm zamanların en iyi filmi konumundaki Esaretin Bedeli’nin içeriğinin bir kitap üzerinden kurgu edilmesi, en iyi film apoletini elde etme yarışında diğer filmlerden birkaç adım geride başlamasını gerektirmemeli miydi sizce de? Gerçi olması gerektiğini düşündüğüm bu dezavantajı yok saysak bile, hâlâ en iyi film olarak lanse ederken fazladan bir iki kere düşünmek gerek kanaatimce. Kabul edelim, iyi film. Ama daha iyisi de yok değil… Neyse, şimdilik eleştiriyi bir kenara bırakıp karakterlerden ve olaylardan bahsedelim biraz da.

Andy Dufresne, Portland’da bir bankada müdür yardımcılığı yapmaktadır. İçine kapanık, soğuk tavırları sebebiyle evliliğinde kötü günler geçiriyordur. Bu sarsıntılı evlilik günleri, Dufresne’nin eşi tarafından aldatılmasıyla nihayete erecektir. Fakat Andy’nin alkol aldığı bir gecede iki cinayet birden işlenecektir. Andy’nin eşi, Andy’yi aldattığı kişi ile kurban gitmiştir cinayete. Bu hâdisenin failinin Dufresne olduğu kararı çıkar yargı süreci sonunda. İki müebbet cezasına çarptırılır Andy. İşin enteresan tarafı, Andy Dufresne kendini müdafaa dahi edememiştir. Çünkü cinayetleri işleyip işlemediği konusunda ikna edici bir yanıtı yoktur. Vak’anın vuku bulduğu gecede alkol alması sonucunda bilinç kaybı yaşamış ve böylece bir muamma içerisinde sıkışıp kalmaktan kurtaramamıştır kendisini.

Yıl 1947, Warden Norton’un müdürlüğünü yaptığı Shawshank Hapishanesi’nde mahkûmiyetin ilk yılı. Bay Norton, dinine güçlü ve kopmaz bağlarla bağlı bir adam kisvesi altında çıkarları için her günahı işlemektedir. Müdür mevkiinin avantajlarından yararlanıp rüşvet almaktan, başka kirli işlere bulaşmaktan sakınmaz.

Byron Hadley ise; sert mizacıyla, şiddetten yana sınır tanımayan davranışlarıyla Shawshank Hapishanesi’nde gardiyanların başında bulunmaktadır. Mahkûmların en çok korktuğu ve Müdür Norton’un kirli işlerini yaptırdığı kişidir aynı zamanda.

Andy Dusfresne’nin ilk günleri oldukça zor geçmişti. Birisine bir iki kelimeden fazlasını söylemesi bir ay kadar sürmüştü ve Andy’nin konuştuğu bu kişi de Ellis Boyd Redding idi. 20 yıldır Shawshank’te bulunan bu adama kısaca herkes Red derdi. O, içeriye bir şeyin nasıl sokulacağını bilen adamdı. Şimdi ise görevi bir taş çekici tedarik etmekti. Andy Dufresne’nin ondan isteği bu olmuştu. Küçük taşları yontup onlardan satranç taşı ya da başka objeler üretmek gibi bir hobisi vardı Andy’nin. Zamandan ziyade bir şeyin bulunmadığı bir yerde bu tip uğraşlarda bulunmaktan başka ne yapabilirdi ki?

Bir günü diğerinden farklı olmayan hapishane günleri, bir bir birikip yıllara dönüşüyordu. İki yılı ardında bırakmıştı Andy Dufresne. Ve artık Shawshank için sıra dışı bir günün zamanı gelmişti… Byron Hadley, kardeşinin ölümü sonrasında 35 bin dolar kadar bir mirasa konmuştu. Lakin vergiler ve başka birtakım kesintilerle birlikte, pek cüz’i bir meblağ kalıyordu 35 binden geriye. Bu durumun dillendirildiği konuşmaya kulak misafiri olan Andy, tüm cesaretini toplayıp Hadley’in karşısına dikilir. Miras kalan paranın her bir kuruşunu koruyabileceği vaadinde bulunur. Günün sonunda bu vaat, ona çok şey kazandırmıştı. Her akşam Shawshank’te el arabasına yüklediği kitapları dağıtmaya çıkan kütüphaneci Brooks’un yardımcılığına getirilmiş ve Shawshank müdürü Norton’un ve gardiyanların vergi iade işlemleri ile ilgilenir olmuştu. Öyle ki bir masa bile tahsis edilmişti kendisine.

Andy Dufresne, mahkûmiyetinin on dokuzuncu yılını da doldurmuştu. Oturmuş bir düzenin işleyen bir parçasıydı artık. Ancak bu düzene olan hizmetini sonlandırmanın vakti gelmişti. Öğrendiği gerçeğin, bu kararı almasındaki payı büyüktü. Öğrendiği gerçekten de, bu gerçeğin doğurduğu sonuçlardan da bahsetmeyeceğim spoiler* vermiş olmamak için. Lakin şunu söylemeliyim ki, bu gelişmeyle birlikte Shawshank’te taşlar yerinden oynayacaktı.

Kütüphaneci Brooks Hatlen’den de biraz bahsedelim. Dramatik bir hikâyesi vardı yaşlı adamın. Genç iken girdiği hapishanede artık ileri yaşlara merdiven dayamıştı. 50 yıllık mahkûmiyeti sonrasında şartlı tahliyesi uygun görülmüştü. Bu kararın onu mutlu edeceğini ön görmek, en beklenir tahmin olacaktır. Ama o beklenmedik bir tavır göstermişti. Yıllarını verdiği Shawshank’a veda etmek istememişti. Şüphesiz onu korkutmuştu dışarısı. Brooks her şeyin anlam kazandığı, her zaman korkmak istemediği yerde yaşamını sürdürmek istemişti. İstekleri göz önünde bulunduruldu mu dersiniz? Peki ya yaşlı adam için verilen kararın âkıbeti… Brooks, Andy ve Red’in hikâyesi için filmi izlemeye koyulabilirsiniz. İyi seyirler.


*Spoiler; dilimizde tam olarak karşılığı olmayan, film ve dizilerde ileri sahnelerden haber etme, heyecanı kaçıracak bilgiler verme anlamında kullanılır.

Ömer Faruk Erdoğan

Elazığ Fırat Üniversitesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi, 3. Sınıf − Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, 1. Sınıf –
Kişisel web sitesi: omerfarukerdogan.com

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir