Kitap İncelemesi III: Yeraltından Notlar

Özgün Ad: Zapiski İz Podpolya (Записки из подполья)
Yazar: Fyodor Dostoyevski
Türkçeye Çeviren: Nihal Yalaza Taluy
Sayfa Sayısı: 140
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk Kez Yayımlandığı Tarih: 1864
GoodReads: 4.15

Yeraltından Notlar, ilk olarak 1864 yılında Dostoyevski’nin kardeşi ve bir arkadaşı ile birlikte hazırlayıp yayımladığı Epoha (Çağ) dergisinin Ocak, Şubat ve Nisan sayısında okuyucuyla buluşmuştur. Tefrika halinde yayımlanan eser, yazarın en beğenilen kitaplarından biri haline gelmiştir.

Yeraltı ve Sulusepkene Dair adı altında iki bölümden oluşuyor Fyodor Dostoyevski’nin bu ölümsüz eseri. İlk bölümde, kitapta ismi belirtilmeyen -bundan sonra Yeraltı Adamı diyeceğimiz- kahramanın notlarını okuyoruz. Ancak bu öyle sıradan bir kahraman değil. Kibri ve inadı uğruna hiç yoktan acı çekmeyi göze alan, sinirini çevresindekilerden çıkarmaktan çekinmeyen, insanları üzmekten mutluluk duyan ve hatta kendisini toplum içerisinde bir aydın, diğer bireyleri de birer aptal olarak nitelendiren bir karakter tasavvuru burada söz konusu olan. Buna rağmen olağan dışı tavırların bunlarla sınırlı kaldığını söyleyemeyiz. Yeraltı Adamı; kendisinden af dileyen birini affettiğinde pişmanlık duyup aylarca uyuyamayan, mutluluğu bazen acılar içinde kıvranmakta bulan, kendisini bir hiç olarak görüp en azından kötü ya da tembel bir insan olabilmeyi dileyen tuhaf bir karakter. “Az evvel aydın idi, şimdi de bir hiç mi oldu?” diye sormayın. Bunlar tümüyle Yeraltı Adamı’nın kendisi hakkında yazdıklarına dayanıyor. Yani anlayacağınız üzere; bir dolu çelişkili düşünceye sahip, ikilemler içinde bir taraftan diğer tarafa savrulan, adeta uçları yaşayan bir karakter bu, Dostoyevski’nin bizlere sunduğu. Ve Dostoyevski, daha kitabın başında şöyle bir dipnot düşüyor okuyucuya: “…bu notların yazarı gibi şahısların aramızda bulunmasının yalnız mümkün değil, muhakkak olduğu anlaşılır…”. Hâyâli bile fazlasıyla korkutucuyken, bu konuda Rus yazara bir parça da olsa hak vermek gerek. Kim bilir, belki de daha fazla…

İlk bölümde Yeraltı Adamı’nın notlarının yer aldığından bahsetmiştik. Notları 40 yaşında kaleme alır kahramanımız. Uzak akrabalarından birinin vefâtı sonrasında 6 bin ruble kadar bir mîras elde eder. Memuriyetinden istifa etmesine de, Petersburg şehrinin bir ucundaki kötü odalı bir evde hizmetçisi Apollon ile yaşamını sürdürürken notlarını yazmaya başlamasına da, bu mîras sebep olmuştur.

Yeraltı Adamı notlarında, insâni davranışlar hakkında çeşitli tahliller yapıyor. Notlarını okuyan biri varmış gibi kabul edip kimi zaman bu okuyucunun sorması muhtemel sorulara yanıt veriyor, kimi zaman da kendisine iletilebilecek olası yanıtlar üzerine münakaşada bulunuyor. Sonuç olarak ortaya, insana dair çarpıcı birçok tespit çıkıyor. Öyle ki, kişinin kendisine dahi itiraf edemeyeceği türden tespitler bunlar.

İkinci bölümde ise tahlili bir kenara bırakıp 24 yaşındayken vukû bulmuş bir anısından bahsediyor Yeraltı Adamı. Fazlaca içine kapanık olduğu zamanlardır bu zamanlar. Yeni arkadaşlar edinmiyor, insanlarla konuşmaktan kaçınıyor, kabuğuna çekilmiş bir halde sürdürüyordu hayatını. Ve nihayetinde yeraltının bu karanlık ve korkunç hâline daha fazla dayanamayıp gün yüzüne çıkıyor. Eski arkadaşlarından kendisi ile alay edenlerin yanında bitiveriyor. Amacı, onlara günlerini göstermektir. Fakat içinde bulunduğu ruh hali ve düşüncelerindeki tutarsızlık, amacına ulaşmayı sekteye uğratıyor. Olayların akışı başka yönde seyrediyor. Yeraltı Adamı kendisiyle yüzleşiyor.

Yeraltından Notlar; oldukça sürükleyici -ilk bölümdeki birkaç sayfa dışında-, basmakalıplıktan fersah fersah uzakta, elit seviyede bir kitap. Herkesin okuması gerektiği düşüncesindeyim. Ayrıca Dostoyevski’nin neden en iyi yazarlardan biri olduğunun da apaçık bir kanıtıdır bu kitap. Son olarak da 2012 yılında yönetmen Zeki Demirkubuz’un Yeraltından Notlar’dan esinlenip Yeraltı adında bir film çektiği bilgisini verelim. Henüz izlemedim ama münasip en yakın zamanda izleyeceğim. Okuyacak ve izleyecekseniz, iyi okumalar ve iyi seyirler. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. İyi bayramlar.

Ömer Faruk Erdoğan

Elazığ Fırat Üniversitesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi, 3. Sınıf − Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, 1. Sınıf –
Kişisel web sitesi: omerfarukerdogan.com

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir